Düşünceler daha önce hiç olmadığı kadar kararlı bir vaziyette şakımaya başlarken zihnimizde, biz insanoğlu en temel soruyu sorarız bu şaşkınlığın üzerine: elmamı kim yedi?
Kim yiyecek, sen görmediğin bir sırada karnının gurultusunu bastırmak isteyen ve senden daha akıllı olmasa da senden daha çevik olduğu besbelli olan bir başkası yedi elbette.
Aldığı cevap karşısında irkilen, tüyleri diken diken olan, gözleri fal taşı gibi açılan ve hatta nutku tutulan biz insanoğlu böyle bir deneyim karşısında edindiğimiz ilk izlenimle derhal başka bir elmaya saldıracağızdır. Çok yazık. Çünkü insanoğlu o sırada dişinin kovuğunu doldurmak ile ilgilenirken bambaşka bir diyarda, çok da uzak değil ama, tam da az sonra birkaç hamlede yenip bitecek o elmanın içinde, tombul bir kurtçuk yeni taşındığı bu evin gelir gider hesaplarını yapmaktadır. Zavallı kurtçuk. Elmasının içinde az sonra olacaklardan bihaber bütçesini hazırlarken ansızın bir deja vu meltemi geçer parlak kafasının üzerinden. O sırada kendi diyarımızda, elinde etine dolgun elmasıyla, biz insanoğlu da aynı deja vu'nun etki alanına gireriz. Sonra şöyle bir bakarız etrafımıza. Gördüklerimiz bize tanıdık gelir. Ama bir o kadar da yabancıdır bu gördüklerimiz. Keşke hiç bitmeseydi o deja vu diye hülyalı hayallere tam dalacakken muazzam bir fikir gelir biz insanoğlunun gelecek vaad eden aklına. Fikir fikirdir. Elma da elma. Herşey o kadar hızlı olur ki, az önce türlü arzularla dişlenmek istenen o elma birden kendini yerde bulur. İçindeki kurtçuk ise bir zelzelenin peydahlandığı varsayımıyla kendini en yakın masanın altına atar. Can havli tabi. Biz insanoğlu ise artık orada değilizdir. Fikirlerimizi de yanımıza alıp şakacı bir tanrının peşinde çoktandır unuttuğumuz o bilinmezliğe doğru şimdiden iki fersah yol kat etmişizdir. Fikir fikirdir. Elma da elma. Paçayı ucuz kurtardın tombul kurtçuk.
Kim yiyecek, sen görmediğin bir sırada karnının gurultusunu bastırmak isteyen ve senden daha akıllı olmasa da senden daha çevik olduğu besbelli olan bir başkası yedi elbette.
Aldığı cevap karşısında irkilen, tüyleri diken diken olan, gözleri fal taşı gibi açılan ve hatta nutku tutulan biz insanoğlu böyle bir deneyim karşısında edindiğimiz ilk izlenimle derhal başka bir elmaya saldıracağızdır. Çok yazık. Çünkü insanoğlu o sırada dişinin kovuğunu doldurmak ile ilgilenirken bambaşka bir diyarda, çok da uzak değil ama, tam da az sonra birkaç hamlede yenip bitecek o elmanın içinde, tombul bir kurtçuk yeni taşındığı bu evin gelir gider hesaplarını yapmaktadır. Zavallı kurtçuk. Elmasının içinde az sonra olacaklardan bihaber bütçesini hazırlarken ansızın bir deja vu meltemi geçer parlak kafasının üzerinden. O sırada kendi diyarımızda, elinde etine dolgun elmasıyla, biz insanoğlu da aynı deja vu'nun etki alanına gireriz. Sonra şöyle bir bakarız etrafımıza. Gördüklerimiz bize tanıdık gelir. Ama bir o kadar da yabancıdır bu gördüklerimiz. Keşke hiç bitmeseydi o deja vu diye hülyalı hayallere tam dalacakken muazzam bir fikir gelir biz insanoğlunun gelecek vaad eden aklına. Fikir fikirdir. Elma da elma. Herşey o kadar hızlı olur ki, az önce türlü arzularla dişlenmek istenen o elma birden kendini yerde bulur. İçindeki kurtçuk ise bir zelzelenin peydahlandığı varsayımıyla kendini en yakın masanın altına atar. Can havli tabi. Biz insanoğlu ise artık orada değilizdir. Fikirlerimizi de yanımıza alıp şakacı bir tanrının peşinde çoktandır unuttuğumuz o bilinmezliğe doğru şimdiden iki fersah yol kat etmişizdir. Fikir fikirdir. Elma da elma. Paçayı ucuz kurtardın tombul kurtçuk.
2 yorum:
kerem bey hakikaten çok güzel yazıyorsunuz..
devam edin..
çok teşekkür ederim böyle şeyler duymak mutluluk verici :)
Yorum Gönder