20 Mayıs 2009 Çarşamba

Elektronik Şaman


"Disbelief in magic can force a poor soul into believing in government and business."
-Tom Robbins



Endüstri'nin devrimi insanların değil makinaların devrimiydi. Zihnimin derinliklerinden, bizi ve hepimizi birbirine bağlayan o gizemli yerden hatırlıyorum bütün bunları; daha iPhone'larımıza tapmıyorken biz insanoğlu, taşa ve rüzgara inanırdık. Ağaçların bize fısıldadıklarını dinlerdik. Bundan ilham alırdık. Üzerine yattığımız toprak ve uçsuz bucaksız göğün altında adeta mabedimizdeydik her birimiz. Yalnız değildik hiçbir zaman.
Gerçek aşk yoktu o zamanlarda. Çünkü aşkın kendisi hiç olmadığı kadar gerçekti zaten. Çıplaklık ya da cinsellikten de korkmazdık, gariptir ki seneler sonra insanların bu iki şeyden ödü kopar oldu. İnsanlığın çıplaklıktan korkması onun sapkınlığının ilk evresidir. İkinci evrede ise bu korkuyla gözlerine kadar kapanacaktır.
Sahici korkularımız vardı bizim. Kuraklık ya da kimi zaman soğuktan ölmek gibi. Ölüm'ü de kutsal saysakta içten içe korkardık ondan. Yanlış anlamayın; yozlaştığımız için değil, yaşamayı seviyorduk sadece. İliklerimize kadar keyif alıyorduk yaşamaktan. Şimdilerde gördüğüm kadarıyla insanlar pek keyif almıyor yaşamaktan. Ellerinde; bir daha dünyaya gelmek için bir şans daha olsa, sanki bu şansı dahi red edecekler.
Kuraklıktan bahsetmiştim. Yer, zamanı gelipte bize bereketi tekrar bahşettiğinde bizde ona teşekkür etmesini bilirdik. Onu şarkılarımızla, danslarımızla ve içimizde duyduğumuz sonsuz sevgiyle onurlandırırdık. Sevgiye önem verirdik. Ağaç bize nasıl tohum verdiyse, bizde Yer'e öyle sevgimizi verdik.
Yer'in sihirine inanan çok az bir insan kalmış artık dünyada. Sadece bir avuç belki. Geriye kalanlar ise onu unutmuş. Yüzlerini, içlerindeki şakacı tanrıdan aksi yana çevirmiş...

0 yorum: